İNANANLAR VE İNAMAYANLAR

Binlerce yıldır, insanoğlunu Allahın yolu ve emirleri diye, iyi, düzgün insan yetiştirip, adaletli bir toplum kurmak için, din insanlığa tek çare olarak dayatıldı. Dine, Allaha inanmayanlar, kâfir, dinsiz ilan edilip, kimileri yakıldı, kimileri çarmıha gerildi.

Yayınlama: 21.05.2024
A+
A-

​Binlerce yıldır, insanoğlunu Allahın yolu ve emirleri diye, iyi, düzgün insan yetiştirip, adaletli bir toplum kurmak için, din insanlığa tek çare olarak dayatıldı. Dine, Allaha inanmayanlar, kâfir, dinsiz ilan edilip, kimileri yakıldı, kimileri çarmıha gerildi.
​Gelişmiş toplumlar, dinlerden uzaklaşıp, laik devlet yönetimleriyle, dinsizliğe doğru yol alırken. İsveç, Norveç, Danimarka gibi kuzey ülkelerinde, kiliseler cemaatsiz kalıp, kimileri kapatılıp, satılırken, yüz yıldır bu ülkelerde tek bir yeni kilise yapılıp ibadete açılmadı.
​Gelişmiş kuzey ülke insanlarının yüzde yetmişi kendisini dinsiz, ateist olarak tanımlarken. Her yönüyle gelişmiş olan bu ülkeler, dinlerin hedeflediği bütün güzelliklere ulaşıp, cenneti ülkelerinde resmen inşa etmiş durumdalar. Adalet, demokrasi, insan hakları, tam işler durumda rayına sokup, insanların mutlu ve refah içinde yaşayacak bir adil düzen kurdular.
​1,5 milyar Müslüman, 1400 yıldır İslam ı dahi, anlayıp, kavrayamayıp, Kur an ve dinlerinin emirlerini halen tartışır durumdalar. ‘’Asrısaadet’’ devrini bir türlü yakalayamadılar. Hem birbirlerini yiyip, hemde bütün dünya ya korku salıp, insanlığın başına bela oldular. Her köşe başına yeni bir cami yapıp, her apartman altına bir Kur an kursu açılışı hızla devam ediyor. Müslüman ülkelerden bunalıp kaçan, dini bütün Müslümanlar, Allahsız, dinsiz, ateist ülkelere sığınıp, huzur bulurken, o ülkelerde İslam ı yaymak ve kurmak için, her türlü olanağa da sahip oldular.
​Yüz yıllardır, hiçbir İslam ülkesinde en ağır suçu işleyen din adamı, zengin, kral ve yöneticiler, adalet önünde hesap verip hiçbir şekilde yargılanmadılar. Aç kalıp, bir ekmek çalan gariban, en ağır cezalara çarptırılıp, şeriata göre elleri kesildi. Zengin, din adamı ve yönetenler, öldükten sonra, Allahın adaletine hesap vereceklerine dinen karar kılındı. Bu dünyada, hiç kimsenin işlediği suçu, bir başka kimse yargılayamaz denilip, noktayı koydular.
​Kiliselere, Havra ve Cem evlerine, o inanca göre suç işleyip, günaha girenler aforoz edilip, kesinlikle giremez iken! Camilere her türlü hırsız, arsız, rezil, rüsva insan gelip, cemaatle birlikte namazını kılabilme özgürlüğüne sahip oldular.
​Cami, Kur an kursları ve Diyanet evlerinde, küçücük çocuklara, Kur an kursu veren Hoca ve İmaların tecavüz etmeleri, bütün Müslümanlarca görmezlikten gelinip, tecavüze uğrayan çocuğun ailesinden birisi bile, davacı olmadı. ‘’Kol kırılır, yen içinde kalır’’misali.
​Allaha, dine inanıp, ömür boyu ibadet eden, Müslümanların büyük çoğunluğu, Allahın yolundan sapıp, her türlü günaha girdiklerini, yirmi yıldır iki gözümüzle apaçık, alenen görmüş olduk.
​Alla, kitaba, dine ve göksel hiçbir şeye inanmayan, dinsiz, imansız, ateist, Allahsızlar ise, adeta Allahın yolunu takip eder gibi, hiçbir yanlışa düşmeden, kul hakkı yemeden, en ahlaklı ve doğru biçimde, yaşamlarına devam ettiler.
​İnanmayanlar, inananlara, kul hakkı yemenin günah sayıldığını, yalanın, iftiranın, inkârın, hırsızlığın kötü olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Bu günün iyi, doğru, insanı, inanalar değil, inanmayan ateistler olarak, insanlığa bir belge olarak sunulmuş bir örnek oldular.

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.