Herkes Kendisiyle Yüzleşmelidir

Sevgili dostlar degerli okurlarım. Öncelikle 14 Mart Tıp bayramı ve sağlıkçılar haftası nedeniyle, tüm sağlıkçılarımıza minnet ve saygılarımı sunarak, buftaki yazıma başlamak istiyorum. Yukarıdan aşağıya kadar, Yerelinden geneline kadar, Parti liderlerinden üyesine kadar,Her kesin ama her kesin durup, kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor diyorum. Çünkü; Ülkemizde yaşanmış ve yaşamakta olduğumuz zor günleri hepimiz görmekteyiz. Tabiki buna istinaden bazı parti […]

Yayınlama: 16.03.2021
A+
A-

Sevgili dostlar degerli okurlarım. Öncelikle 14 Mart Tıp bayramı ve sağlıkçılar haftası nedeniyle, tüm sağlıkçılarımıza minnet ve saygılarımı sunarak, buftaki yazıma başlamak istiyorum.

Yukarıdan aşağıya kadar, Yerelinden geneline kadar, Parti liderlerinden üyesine kadar,Her kesin ama her kesin durup, kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor diyorum.

Çünkü; Ülkemizde yaşanmış ve yaşamakta olduğumuz zor günleri hepimiz görmekteyiz. Tabiki buna istinaden bazı parti yöneticileri, kafalarında tasarladıkları oyunları, zaman zaman sergiliyorlar.

Düşmanımın düşmanı benim dostumdur anlayışıyla partisinin geçmişiyle, yapısıyla tüzügüyle ve siyasi görüşüne bakmamaksızın, kendi partilerinin kapısını, mevlana kapısına çevirmişçesine, gelen gelene giden gidene, sonuç elbette vahim. Daha öncede açık yazmıştım. Kaygan zeminde cizgisi olmayanların yönü doğru olmaz.  

Şimdi yüzleşme zamanı. Sol ve sosyal demokrat olmanın olmazsa olmazları, ilkelerini, her kesin yukardan aşağıya bilmesi gerekir sanıyorum. 

Sol umuttur. Sol mutluluktur. Sol özlemdir. Sol gelecektir. Sol bilimdir. Sol demektir. Sol adalettir. Sol haktır. Sol vefadır. Sol sevdadır. Sol eşitlikçidir. Sol şeffaftır. Sol devrimcidir. Sol kurtuluştur. Elbet’te  bunlar sosyal demokrat anlayışın vazgeçilmez unsurları ve olması gerekenlerdir.

Peki bunlara karşı duruş sergiliyenler ise, sağcı düşünceyi savunanlardır. Sol ve sosyal demokrat düşüncesi olan partiye gelmelerindeki neden ve nasıl ikna edilerek benimsediklerine inanmak isterim. Ama maalesef inanmıyorum. Bu sadece koltuk kapma Oyunudur.  Gördügüm kadarıyla hiç kimse bulunduğu mevki ve makamın görevinin geregini yapmıyorlar. Sadece koltuklarını Kaybetmemek için çırpınıyorlar.

Şimdi size bir fıkra’dan bahsedeyim: Kanadı derviş tarafından kırılan Kuşa, Hz.Süleyman sorar, “Neden kaçmadın?” Kuş; “dervişlik hırkası giymişti, Zarar vermez diye kaçmadım. “

Hz.Süleyman dervişin cezalandırılmasına karar verir. Kuş istiraz eder; “Cezalandırmayın, hırkasını çıkartın yeter der.

İşte mevkisine makamına güvenerek ilke ve düşüncelerini hiçe sayarak, babasının çiftligi  gibi davrananları, halkın iradesine bırakıyorum.

Üstündeki makam mevki hırkasını çıkarın yeter. Bu halkın iradesini göz önünde  bulundurun.

Eger aksisini yapmaya devam ederseniz bu Halktan öyle bir şamar yersiniz’ki ömür boyu

kendinize gelemezsiniz diyerek bu hafta’ki tamamlamak istiyorum. Haftaya tekrar sizlerle İLKGÜN Gazetesinde ve ilkgunhaber.com’da görüşmek dileğiyle hoşça ve dostça kalın.

 

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.