Sivas’ın Şarkışla ilçesinde Kaymak köyüm ne hale gelmiş

Yaklaşık bir ay oldu. Sivas’ın Şarkışla ilçesi Kaymak köyündeyim. Yani doğduğum büyüdüğüm ve hiç aklımdan bir türlü çıkmayan, en güzel anılarım’la başbaşa olduğum  en masum, en doğal çocukluk anılarımın yaşandığı kutsal topraklardayım. Yazın sarı sıcağında, köyün çocuklarıyla birlik olup, evin işlerini aksattığımız gibi doğru Kızılırmak nehrine çimmeye giderek, anadan üryan, yırtık bir don bile kıçımıza […]

Yayınlama: 17.10.2021
A+
A-

Yaklaşık bir ay oldu. Sivas’ın Şarkışla ilçesi Kaymak köyündeyim. Yani doğduğum büyüdüğüm ve hiç aklımdan bir türlü çıkmayan, en güzel anılarım’la başbaşa olduğum  en masum, en doğal çocukluk anılarımın yaşandığı kutsal topraklardayım.

Yazın sarı sıcağında, köyün çocuklarıyla birlik olup, evin işlerini aksattığımız gibi doğru Kızılırmak nehrine çimmeye giderek, anadan üryan, yırtık bir don bile kıçımıza geçiremediğimiz günleri hatırlar’ken, maddi olarak fakir ama, dünyanın en zengin insanları olduğumuz o küçük masum dünyamızı yine hatırladım.

O günün dünyasını o günlerde yaşar’ken, o mutluluğu bir daha tadamıyacağımızı ve yaşayamayacağımıza artık iyice inanmış durumdayım.

Bu gün o güzelim özgürce tertemiz berrak bir şekilde akan ve susayınca suyunu içtiğimiz Kızılırmak önüne set çekilmiş ve Enerji üretmek için bir Baraj yapılarak durgunlaştırılmıştır. Artık ne çocuklar yüzebiliyor ne suyu içiliyor ve nede karşı tarafa dahi geçilemiyor.

Bizim taraftan suya atlayınca karşı kıyıya geçip o güzelim tertemiz altın gibi kumunda yatıp saatlerce çocuksu muhabbetlerin bir daha yaşanılamayacağı bir kötü kabusun içindeyiz.

Özgür akan ırmağımızın özgürlüğü sadece bir ensesi kalın, para ve kar hırsı yüzünü gözünü bürümüş bir iş adamı için elimizden alınırken, biz Kızılırmak kenarında yaşayan tüm köylüler, ne yazık’ki kıkını kıpırdatmadan Irmağımızın o bütün güzelliklerinin katledilmesine seyirci kalınmıştır. Ne bir ses, ne bir haykırış ve karşı koyma gibi bir lüks yaşanmamıştır.

Irmağının akışına ölen Milliyetçi Ülkücü ve millet sevdalılarından mualesef hiç bir ses, hiç bir tık çıkmadı. Zaten onlardan böyle bir beklentimizde çok şükür olmadı ve olamaz..

Kızılırmak dernekleri federasyonu köy dernekleri vs onlar derin uykularında mışıl mışıl uyuyorlardı.

Şimdi bu barajda bu köylerden ve bu topraklardan olmayanlar, botlarla tor ve ağlarla kaçak balık avlıyorlar. Ben her gün Jandarmaya gönüllü muhbirlik ispiyonculuk yapıyorum. Jandarma beni daha bir kez ciddiye aldıkları olmadı. Anlaşılan benim bu ispiyonculuk işimi onlarda yüz kızartıcı bir ahlaksızlık diye aynı benim gibi lanetleyerek es geçiyorlar.

Bu kaçak ve av mevsimi olmadığı zamanda elektrik vererek bir çekişte 600 kg balık tutuyoruz diye övünmeleri, kulağımızın zarını patlatırcasına bana eziyet ediyorlar.

Irmaktaki Ördekleri ve başka kuşları vuran cani avcıları her defasında şikayet etsekte senelerdir daha birini yakalayarak siftah edemediler.

Bu günlerde Keklik av sezonu başlayacakmış. İçim içimi yiyor elimden bir bok gelmiyor. Köyde’de kimse yok’ki, Kekliklerimizi vurdurtmayacağız diye araziye çıkıp hayvan katillerine karşı bir direniş başlatalım.

Devlet bu işlere pek bakmıyor. Devlet sadece devletin yanlışlarına karşı gelenlere karşı topyekün hücum ediyor.

Vatanı suyu, toprağı kirletenlere, ormanları yakanlara, hazineyi soyanlara büyük kıyak var.

Keklikler yok olunca, Kırım Kango virüsü yayan Keneler çoğalıyor ve her yıl onlarca canımız gidiyor. Derdimizi anlatacak bir kurum merci yok. Vatan bölünmez, ezan susmaz, bayrak inmez. Bu slogan çok tutuyor. Ama içi boş kulağa hoş geliyor, hepsi o gadder…

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.