KAYMAK KÖYÜ

Bu gün’kü köşe yazımda Kızım Evrim’in nişanlısı Ferhat Kayaokay tarafından, KAYMAK KÖYÜ Hakkında yazılmış olan bir yazının paylaşımını yapacağım. Ümit ederim’ki siz degerli okurlarımda beğenmiş olursunuz… Daha önce hiç köy görmemiş, yolu köyden geçmemiş, hatta benim gibi köyü olmamış insanların muhakkak gidip görmesi gereken bir yer… Dağıyla, ırmağıyla, danasıyla, tavuğuyla, paytak paytak gezen ördekleri, nizami şekilde yürüyen […]

Yayınlama: 24.05.2021
A+
A-

Bu gün’kü köşe yazımda Kızım Evrim’in nişanlısı Ferhat Kayaokay tarafından, KAYMAK KÖYÜ Hakkında yazılmış olan bir yazının paylaşımını yapacağım. Ümit ederim’ki siz degerli okurlarımda beğenmiş olursunuz…

Daha önce hiç köy görmemiş, yolu köyden geçmemiş, hatta benim gibi köyü olmamış insanların muhakkak gidip görmesi gereken bir yer… Dağıyla, ırmağıyla, danasıyla, tavuğuyla, paytak paytak gezen ördekleri, nizami şekilde yürüyen kazları ve sabahın 4’ünde uyanıp akşamın 9’una 10’una kadar bu saydığım her şeyle ilgilenen Merdan amcasıyla gerçek bir köy Kaymak köyü. 

Köyün tarihine baktığımızda ülkemizin karanlık yüzünü görüyorum, ama her şeye rağmen bu kadar aydınlık kalmalarını takdir ediyorum. 

Kaymak köyü Alevilerden oluşan ve baskılardan kaçarak dağların arasına gizlenmiş, doğa anaya sığınmış bir yer. 

İlk köy maceramın kültürlerini kaybetmeden yaşayan insanlarla olması da benim şansım sanırım. Bana bolca gözlem yapma, köy hayatını tanıma fırsatı sundu. 

Kaymak köyünün kendine has bir işleyişi var. Bu işleyiş hiç değişmese de yaşantısı insana huzur katıyor. Sabahın körü diye tabir ettiğimiz vakit Merdan amca horozlardan bile önce kalkıp inekleri sağarak bugün şehir hayatı yaşayan bizlere doğal süt, yoğurt, tereyağı vs. tedarik ediyor. Sonra inekleri yayıyor. İnekler otlanırken ördekleri, tavukları, kazları çıkarıyor. Doğaya salıp, doğa anadan faydalanmalarını sağlıyor. 

Saat 9 civarı hep birlikte kahvaltı yapıyoruz. Sanki sabah bu kadar işi biz yapmışız, 4’te uyanan biziz 9’da uyanan Merdan amcaymış gibi hepimizden enerjili ve güler yüzüyle sofraya renk katıyor. Bizler belki şehir hayatının verdiği hantallık ve tembellikle sofradaki peynire, yumurtaya bakarken Merdan amca kahvaltısını yaptıktan sonra tekrar köyün işleriyle ilgileniyor. Bostan, yeni yapılacak kümesin yeri, dere, dağ, bayır derken köyün işi hiç bitmiyor. 

Dışarıdan baktığımız zaman fabrikalara, şehir hayatına sıkışmış beyinlerimiz için köy hayatı rutin, sıradan bir hayat gibi gelse de aslında öyle olmadığını orada kısa süre de olsa yaşayarak görebildim. Ahırın temizliği, hayvanların bakımı, yemi derken akşam ediyoruz. Köyde zaman insanın iliklerine işleyerek geçiyor. Mis gibi havası, horoz sesleri,  kuş sesleri, danaların annelerine seslenişi vs. derken müthiş bir senfoniyle zaman geçiyor. 

Eski zaman filmlerindeki gibi suyunuzu pınardan dolduruyorsunuz Kaymak köyünde. Her şeyde bir sadelik ve doğallık var. Köyün en güzel yanı da hiçbir şey çöpe atılmıyor, her şey değerlendiriliyor. Artan ekmekler, kalan yemekler tavuklara gidiyor. Bence en son teknolojiyle donatılmış gerçek öğütücüler tavuklar. Sütün yağından tereyağı yapılıyor. Ben böyle şeyleri sadece makinalar yapabiliyor sanıyordum, ama şahitlik ettiğimde gözlerime inanamadım. 

Tabii köyde sadece Merdan amca yok. Bir de Rıza amca var. Merdan amcanın yükünü almak için yeni gelen kazlara rehberlik ediyor resmen. Onları köye ve eve alıştırıyor. Her gün düzenli olarak onları takip edip yeni evlerine alıştırıyordu. Ben köyden ayrılmadan önce kazlar eve alışmış gibi görünüyorlardı. 

Rıza amca akşamları harika anıları anlatıyordu bize. Anladığım kadarıyla yılların verdiği bir tecrübe ve biriktirilen güzel anılar Rıza amcaya aynı zamanda çok güzel bir anlatma yeteneği vermiş. Öyle bir anlatıyordu ki sanki o insanlar karşımızda bizimle konuşuyormuş gibiydi. 

Anlattıkları şeyler sadece eskiye ait anılar değildi elbette. Geleceği de düşünüyordu. Anlattıkları arasında köyle ilgili projeler de vardı. O kadar güzel şeyler yapacaklar ki bir dahaki köye gitmemizi iple çekiyorum resmen. 

Köyün dağlarında gezerken hayatımda hiç göremediğim bitkilerle karşılaştım. Yusuf amca, hepsinin adını tek tek biliyor. Aşılama, ekme, biçme aklınıza ne gelirse hepsini yapabiliyor. O anlattıkça kendimi yerli turist gibi hissediyordum. 

Evet, başta da söylediğim gibi benim hiç köyüm olmadı. Şehirde doğdum, şehirde yetiştim, ama artık hangi köylüsün diyene Kaymak cevabını veriyorum. Eğer bir köyüm olacaksa böyle olmalıydı.

Çocukluğumdan beri köyleri hayal ederken Şirinleri de düşünür, köyleri aynı onların köyü gibi hayal ederdim. Şirinlerin köyü kadar olmasa da şirinler gibi yardımlaşan, doğayı koruyan ve sahip çıkan insanların köylüsü olmanın mutluluğunu yaşayacağım artık.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.