HAK YOLU VE BATIL

İnsan topluluğu bu günlere gelene kadar, yaşamın içinden elde ettikleri deneyimleri kendilerine ilke edinmişler. Birlikte yaşamın sırlarını ve birlikteliğe zarar verecek iyi ve kötüyü belirlemişler. Bütün dinlerde Hakkın yolunun adaletli, hakikatli, paylaşımcı, eşitlikçi ve rızalığı esas olarak belirlemişler. Zora, zorbalığa, haksızlığa, yalana, iftiraya dayanan ve rızalığa riayet etmeyenlere Batıl demişler. Açıkta gözle görünene ve söylenene […]

Yayınlama: 09.04.2021
A+
A-

İnsan topluluğu bu günlere gelene kadar, yaşamın içinden elde ettikleri deneyimleri kendilerine ilke edinmişler. Birlikte yaşamın sırlarını ve birlikteliğe zarar verecek iyi ve kötüyü belirlemişler. Bütün dinlerde Hakkın yolunun adaletli, hakikatli, paylaşımcı, eşitlikçi ve rızalığı esas olarak belirlemişler. Zora, zorbalığa, haksızlığa, yalana, iftiraya dayanan ve rızalığa riayet etmeyenlere Batıl demişler. Açıkta gözle görünene ve söylenene inanmayı Zahir, gözle görünmeyenin arkasında ki gizli olan gerçek hakikate Bâtıni demişler. Hiç sorup sorgulamadan söylenene Tanrının emirleridir diye inanıp iman etmek Zahiri temsil etmiş. Tanrı kelamı da olsa acaba diye sorup sorgulayan ve gerçek hakikati bulana kadar araştırana Bâtınilik denilmiş.
Irak Kufe Şehrinden biri alışveriş için develeriyle Şama gelir. Şamlı bir zorba bu dişi deve benimdir diye devenin birine sarılır. Kufeli Şamlıya kardeşim bu deve benim ve erkek diye karşı çıkınca kavga başlar. Şamlı ve Kufeli aracılar araya girse de anlaşamayınca Şam Valisi Muaviye ye giderler. Ali Kufe Valisidir ve Muaviyeyle bir savaşın eşiğindedirler. Muaviye Şamlı ve Kufeliyi dinler ve Kufeliye derki bu erkek deve Şamlınındır. Kufeli olur mu Vali Efendi bu deve hem dişidir ve benimdir, ben bunu ta Kufeden getirdim. Muaviye bütün Şamı toplar ve sorar bu deve dişimi erkemi diye? Binlerce Şamlı bir ağızdan bu deve dişidir ve Şamlınındır derler. Muaviye Kufeliyi yanına çağırarak bak der, sen Kufeye git ve Ali ye deki. Muaviyenin arkasında erkek deveye dişi diyecek on binler var.

Köyde bizim eve bizden yaşlılar toplanır güzel muhabbetler olurdu. Babam Hz.Ali ile Hz. Ömer arasında geçtiği söylenen bir hikâye anlatmıştı. Ali Ömer’e seninle benim ve senin adamlarınla benim adamlarımın arasında büyük fark var der. Ömer buna güler yahu bunu da nereden çıkardın, ikisi de aynı toprağın insanı der. Ali derki, sen en güvendiğin birini çağır bende benden birini çağırıp bir deneyim yapalım der. Olur, mu olur ikisi de birer adam çağırır, Ali ile Ömer önceden anlaşırlar. Ömer adamına derki şu torbaya toprağı doldur doğru Hindistan’a götür der. Adam toprağı sırtlandığı gibi büyük bir sevinçle gözden kaybolur. Sıra Aliye gelir, Ali adamına bu toprağı sırtlan ve Hindistan’a götür der. Âlinin adamı altı yedi adım atınca torbayı yere bırakıp durur. Ya Ali der bu ne cezadır bana, Hindistan’da toprak yok mu da buradan toprak gönderirsin. Ali Ömer’e döner bak ikimizin ve
adamlarımızın arasındaki fark bu der. Namı değer Gımıl emmi[ Mustafa] ah gurban olduğum adam ne güzel demiş diye oradan gülerek ses verirdi. Ali de olsa işin hakikati yoksa yol doğru yürümez derlerdi.
Bir yerde, bir inançta, bir yolda akıl işin içinden gitti mi içi boş Zahiri bir inanç kalır. Ne olursa olsun, sormayan, sorgulamayan, neden, niçin diye araştırmayan bir toplum karanlığa mahkûmdur.
Hacıbektaş Veli boşuna dememiş, bilimin gitmediği yoldan gitmeyin diye. Bir inanç, düşünce ne olursa olsun akıl, bilim ve hakikat üzerine kurulmamışsa zorbalık hortlar. Dünde bu günde gerçek hakikati arayıp bulmak için çaba göstermeyen toplumlar, tarihin karanlıklarında kaybolurlar. Bu gün insanlar aç bitap ve çaresizlik içersinde yaşamaya çalışırlarken. Saraylarda yaşayanlar beş altı yerden maaş alarak vicdanlarda adaleti yok ediyorlar. İktidarın yanlış politikalarına karşı çıkanlar ya darbeci ya terörist ya da Fetöcü oluyorlar. Kapkara bir karanlık içinde geleceğimizin nasıl olacağını kestiremiyoruz. Yalan gerçeğin elbisesini çalıp giyerek ortalığı kara bulutlar gibi bulandırıp duruyor.
Gerçek çırılçıplak ortada bas, bas bağırıp esas gerçek benim, gelin beni ve yalanı araştırıp doğruyu açığa çıkarın diye. Sorup sormadan, sorgulamadan inanıp iman edenler. Bizim için yalanda olsa dinimizin emri böyle deyip yalanın iftiranın peşinden gidiyorlar. Hak yolu yalan ve iftirayla Batıl olmuş.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.