MADIMAK KATLİAMI

En Türkçü, en milliyeti ülkücüler, bu ülkenin en has, öz be öz Türk olan Alevileri öldürmeyi kendilerine en büyük görev bildiler.

Yayınlama: 04.06.2024
A+
A-

Yapımını AABK üstlendiği, yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın, ev sahipliğini ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adana Merkez şubesinin yaptığı ‘’ Çok Kötü Bir Şey Oldu’’ adlı Belgeseli 31 yıl sonra, dün 2 Haziran günü, Adana Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi ‘nde izledik.

Anlaşılmaz bir ruh haliyle, tüylerimiz diken, diken olup, duygu yüklü şekilde, gözyaşlarımızı sel gibi içimize akıtarak, derin bir sessizlik içersinde izledik.

Dünyadaki bütün dertleri kendine dert edinen, dayanışma ruhuyla bu acıları beraber paylaşıp, bir rahatlama, ferahlama bulmaya çalışan duyarlı o güzel insanlarla hep beraberdik.

O korkunç anların, gözler önüne serildiği, Madımakta yanarak katledilen ve sonsuzluğa uğurlanan canların hayat hikâyelerini, anne, baba, bacı, kardeşlerden seslerin titreyerek çıktığı o duygu yüklü kelimelerle, ağızlardan bir daha dinledik.

O canlar 2 Temmuz 1993 yılından beri, evlerimizin duvarlarındaki resimleriyle, her muhabbetimizde bizlerle beraber olup, ölümsüzlük dünyasında zihnimizin en sağlam köşesinde bize, her an mihman oldular.

Hepsinin köyünü, mahallesini, ailesini, yardımsever, paylaşımcı kişiliklerini, eğitim ve Okullarındaki başarılarını yeniden anıp gururlandık.

Bu acılar ve katliamlar, bu topluma 1400 yıldır ki, kendine sevgi dini diyen bir dinin mensuplarınca, acımasızca tekrarlanarak yaşatıldı.

Her zaman biz öldük, biz öldürüldük ama her zaman biz suçlanıp, suçlu bulunarak hep biz yargılandık. Bu suç bize ta! ‘’kalu beladan beri’’kesinleştirilip verilmiş ağır bir suçtur.

Suçumuz, 72 millete değil, 72 bin mille bir nazarla bakıp, En el Hak deyip, insanı Hak bilip, ‘’Gelin canlar bir olalım’’ diye, bütün insanlığı kardeş bilip, bir olmak derdidir. Türkülere âşık olup, kadın, erkek beraber semah dönüp, saz çalıp türküler söylemektir.

Biz bu katliamları 1400 yıllık o acı tarihimizden, kimin, kimlerin yapıp, yaptırdığını çok iyi biliyoruz. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller ve İçişleri Bakanı, katil, canileri kastederek ‘’ güvenlik güçlerimizle halkımızı karşı karşıya getirmedik’’ diye demeçler veren esas katliamın sorumlularıdır.

33 canımızın yakılışlarını televizyonlardan on saat süre ile ülkenin dört bir yanından canlı olarak izledik.

Mahkeme sürecinde yurdun dört köşesinden katillere Avukatlık yapıp, katilleri savunan bütün suç aklayıcıları, her hükümet döneminde, Bakan, Milletvekili, Belediye başkanı olarak mükâfatlandırıldılar. Bütün katillere kesinlikle yargılanmayacaksınız diye devlet güvencesi verilerek, ölene kadar kendi evlerinde en rahat şekilde yaşayarak ne yakalandılar, ne de yargılandılar. Öldürenler öldürülenleri her zaman lanetleyip, küfrederek en ağır hakaretler ederek, mezarları tahrip edip, mezarlarında bile rahat uyumalarına tahammül edemediler.

En Türkçü, en milliyeti ülkücüler, bu ülkenin en has, öz be öz Türk olan Alevileri öldürmeyi kendilerine en büyük görev bildiler.  Alevi ve solcu katilleri bozkurt işareti yaparak ün kazandılar. Üç hilali bayrak yapıp, Kendi içlerindeki aydın, iyi eğitimli dürüst insanların, içimizdeki uyuşturucu ve mafya kalıntılarını temizleyelim diye rapor hazırlayan Sinan Ateşi bile öldürüp bir katil güruhu haline geldiler.   Ülkücüler devletin her zaman pis işlerde kullanılan tetikçi ve yiğit Türk evlatları oldular.

Alevilere Osmanlı ve Osmanlıdan sonra Cumhuriyet döneminde de, devletin yok edilip öldürülmesi gereken gurup olarak alın yazısı gibi alınlarına yazıldı.

Aleviler bu ülkede öz Türk olsalar da, Müslüman değiller diye Türk ten sayılmadılar. Öz Türk karaman oğullarını Hıristiyan diye Yunanistan’a sürgün ettiler. 1924 yılında Türkçe tek bir kelime bile bilmeyen, Osmanlı döneminde zorla Müslüman edilen Slav halkından, Pomak ve Boşnakları, 1915 yılında boşaltılan Ermeni köylerine yerleştirildiler.

Ermeniler Osmanlı’nın en sadık, eğitimli, çalışkan bürokrat, danışman Doktor ve Mühendisleriyken, bir günde devlet aklıyla bir buçuk milyon Ermeni ye sürgün kararı verildi. Tek suçu Ermeni olan kadın ve çocuklar, ağır ceza suçlusu idamlık mahkûmlara, canı, malı ve namusları size helal diye teslim edildiler. Acaba Ermeniler Müslüman olsalardı, bu ağır cezalara çarptırılırlar mıydı?

Kürtler bu ülkenin en dindar, en sadık Müslümanları iken, her türlü katliam, inkâr, yok saymalar ve zulüm başlarından eksik olmadı.

Devlet aklı bizim aklımız gibi çalışmıyor. Devletin her şeyine itaat edip, biat edeceksin. Kadir bilmese de şükredeceksin.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.